Siyasetçi, Sendikacı, TES-İŞ Sendikası Kurucusu ve Genel Başkanı, (13. ve 14. Dönem) Kayseri ve İzmir Milletvekili; Demokratlar Kulübü Başkan Vekili, SEN-DER, Sendikacılar Derneği Genel Başkanı
Enver TURGUT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Enver TURGUT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Kasım 2016 Cumartesi
ALİ NAİLİ ERDEM İLE (ISVAK, ISPARTALILAR VAKFI) BİR SÖYLEŞİ ETKİNLİĞİ (12 KASIM 2016 - CUMARTESİ)
8 Kasım 2016 Salı
HÜRRİYET GAZETESİ; 01 KASIM 2016 & Merhum Süleyman DEMİREL 92. doğum gününde mezarı başında anıldı. Düzenlenen anma törenine, 13. Dönem İzmir ve 14. Dönem Kayseri Milletvekili Enver TURGUT da katıldı ve merasimde hazır bulundu
DEMİREL'İN 92'NCİ DOĞUM GÜNÜNDE MEZARI BAŞINDA ANILDI
Mehmet ÇINAR- Mehmet ERÇAKIR- Ali ÇEVİKBAŞ/ ISPARTA, (DHA)
DOKUZUNCU Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 92'nci doğum gününde, Isparta'ya bağlı İslamköy'deki Çalcatepe'de bulunan mezarı başında anıldı. Geçen yıl 17 Haziran'da 90 yaşında yaşamını yitiren Süleyman Demirel'in doğum günü için doğduğu İslamköy'ün girişinden itibaren köy içerisindeki birçok noktaya posterleri asıldı. Demirel'in doğum günü çelenkleri arasında Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev'in çelengi de dikkat çekti. Kırmızı karanfillerle süslenen Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Demirel'in mezarına 'Cumhurbaşkanı' ve 'Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı' yazılı çelenkler bırakıldı.
Mezarı başındaki doğum günü ve anma törenine TBMM eski Başkanı İsmet Sezgin, eski bakanlar Yaşar Topçu, Esat Kıratlıoğlu, Hamdi Üçpınarlar, Kayseri ve İzmir Milletvekili Enver TURGUT, Vefa Tanır, Isparta Valisi Şehmuz Günaydın, Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, Demirel'in doktoru Aylin Cesur ve çok sayıda seveni katıldı. Törende adını taşıyan Süleyman Demirel Üniversitesi'nden ve İslamköy İlkokulu'ndan öğrenciler de Demirel'i doğum gününde yalnız bırakmadı.
Mezarı başındaki doğum günü ve anma törenine TBMM eski Başkanı İsmet Sezgin, eski bakanlar Yaşar Topçu, Esat Kıratlıoğlu, Hamdi Üçpınarlar, Kayseri ve İzmir Milletvekili Enver TURGUT, Vefa Tanır, Isparta Valisi Şehmuz Günaydın, Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, Demirel'in doktoru Aylin Cesur ve çok sayıda seveni katıldı. Törende adını taşıyan Süleyman Demirel Üniversitesi'nden ve İslamköy İlkokulu'ndan öğrenciler de Demirel'i doğum gününde yalnız bırakmadı.
DOĞUM GÜNÜ ARKADAŞLARI
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunduğu Demirel'i anma programında, onunla uzun yıllar birlikte siyaset yapan isimler İsmet Sezgin, Esat Kıratlıoğlu, Yaşar Topçu, Hamdi Üçpınarlar ve Vefa Tanır, üzerinde 'Doğum Günü Arkadaşları' yazılı kırmızı karanfillerle süslü bir çelengi Demirel'in mezarına bıraktı. Törende Kuran-ı Kerim okunarak, dua da edildi. Törende Demirel'in eski çalışma arkadaşları ve dostları olan eski bakanlar Demirel'i anlattı.
ESKİ DOSTLARI DEMİREL'İ ANLATTI
Türkiye'ye en az 60 yıl hizmet eden büyük bir adamın anısını ifade etmenin çok zor olacağını belirten İsmet Sezgin, "Ne mutlu Ispartalılara, bu daracık köyden iyi yetişmiş, dünyanın dört bir tarafını bilen ve dünyada sevilen, sayılan, inanılan bir lideri çıkarmış olması bu köy için fevkalade önemlidir. Ölüsünün gördüğü itibar en az dirisi kadar kıymetli olan, en az dirisine gösterilen itibar kadar değerli olan bir büyük insan için toplandık. Demirel deyince akla demokrasi, özgürlük, bağımsızlık, korkusuz yaşanan bir ülke, konuşan bir ülke geliyor. Akla her şeye rağmen karşı durmasını bilen, cesaretle, olayların üzerine giden yepyeni bir ruh, kafa ve iman geliyor. Sayın Demirel üç beş kısa cümleyle geçiştirilecek bir lider değildir. Demirel Türkiye'yi değiştiren, yön veren ve Türkiye'de demokrasiyi işleten, çalışan bir ülke yaratan, ülke ve ulusuyla bölünmez bir bütün şeklinde getirdiği devleti yücelten ve devletin içte ve dışta saygınlığını artıran, bu saygınlık içinde vatandaşımızın daha iyi yaşadığı, güvenli olduğu, yarına daha emniyetle baktığı bir ülke ve onun insanları olmuştur" dedi.
TÜRKİYE İÇİN ÇOK BÜYÜK KAYIP
Özellikle içinde bulunulan dönemde Demirel gibi büyük bir devlet adamının olmayışının Türkiye için büyük kayıp olduğunu kaydeden Sezgin, çok kısa bir zamanda onun anıt mezar inşaatının başlayacağını da açıkladı. İsmet Sezgin, "İslamköy'e, Isparta'ya, Türkiye'ye, dünyaya yaraşan bir anıt yükselecektir. İşte o anıt Türkiye'nin geleceğidir, Türkiye'nin geçmişinden bugüne getirdiği, taşıdığı yenilikleri, güzellikleri, insan sevgisi, dostluk, merhamet, her şeyden önce insana değer vermektir. Sayın Demirel için ne söylesek az. Hepimizin beyninde, ciğerinde, ellerimizde, kollarımızla, vücudumuzda, anılarımızda çok büyük yeri olan bir zattır" dedi.
'AŞIK OLDUĞUN TOPRAKLARDASIN'
Demirel'in mezarı başında Demirel'e seslenen eski bakanlardan Esat Kıratlıoğlu, "Sayın Genel Başkanım, Başbakanım, Cumhurbaşkanım aşık olduğun bu toprakta, uğruna ömrünü feda ettiğin, hizmetini memleketinle birleştirdiğin bu torağın bağrında senin doğum gününü kutlamak için geldik. Cenabı Allah sana cennetin en iyi mekanını bahşetsin" dedi. Demirel'i 1955 yılında tanıdığını belirten Esat Kıratlıoğlu, yanından hiç ayrılmadığını ve bütün hizmetlerine şahit olduğunu anlattı.
'NE ŞAPKASINI ALIP GİTMESİ'
Demirel 1965 yılında iktidara geldiğinde Türkiye'de 70 bin yerleşim merkezinin ancak 264'ünde elektrik olduğunu kaydeden Kıratlıoğlu, "Kahrolası 12 Eylül 1980 ihtilalinde ayrıldığımız zaman köylerimizin yüzde 75'i elektriğe kavuşmuş, yüzde 25'i de inşaat halindeydi. Bu memlekette sanayinin temelini sen attın. Rafineriler senden başka bir daha rafineri görmedi. Bütün sanayi tesislerinin bugünkü ana varlığını sen meydana getirdin. Ve memleketimizin hürriyet aşkı diye yandığı zaman onun mücadelesini en iyi sen verdin. Demirel şapkasını alıp giden bir insan değildi. Demirel'i hep yanlış takdim etmişlerdir. Ne şapkasını alıp gitmesi. O şapka sayesinde Türkiye gölgeye, hürriyete kavuştu" diye konuştu.
CİLTLERE SIĞMAZ
Demirel dendiği zaman ciltlere sığmayacak kadar çok şey yazmanın mümkün olduğunu belirten Yaşar Topçu ise Demirel'i şöyle anlattı; "Demirel cumhuriyettir, demokrasidir, inançtır, en önemlisi hoşgörüdür. Kendisi de 'Ben cumhuriyetim' derdi. Hayatımda çok siyaset adamıyla, birçoğunun avukatı olarak da ilişkim oldu. Demirel gibi hoşgörü sahibi, engin bir ufka sahip ve hayatını o ufka ulaşmak, milletini ulaştırmak için hoşgörü içerisinde vakfetmiş başka bir lider tanıyamadım" dedi.
Demirel'in kendisine bir köy kahvesinde küfür eden ve başbakana hakaretten tutuklanan bir vatandaşla ilgili hikayesini de anlatan Topçu, Demirel'in 'Biz o vatandaşa kim bilir farkında olmadan nasıl bir kötülük ettik, nasıl sıkıştırdık, ona yanlış bir şey yaptık da sövdü. Durup dururken bir ülkenin vatandaşı o ülkenin başbakanına sövmez. Benim sizden ricam, size şoför de versinler git adamı çıkar hapisten" diyerek,600 km uzaklıktaki bu yere gönderdiğini ve adamı hapisten çıkardığını anlattı.
'BİZİM ASKERİMİZİN DEMOKRASİ TERBİYESİ YOK'
Demirel'in bir Cumhuriyet çocuğu olduğunu belirten Yaşar Topçu, başkanlık sistemi tartışmalarına dikkat çekerek, "Türkiye 8 senedir yerinde sayıyor. Tek başına iktidar var, istikrar söylemi var. Ama 2008'den bu tarafa da 8 senedir olduğu yerde sayıyor. Bunun rejimle sistemle alakası yok. Kalkınma özgürlük, demokrasi ve bir kafa işidir. Ona inananların başa gelip ülkeyi yönetmesi işidir. Çok yanlış, parlamenter rejim Türkiye'yi tökezletmedi. Darbe oldu. Ne yani başkanlık istemi olunca olmayacak mı, askerin ne yapacağını bilemezsiniz. Bizim askerimizin demokrasi terbiyesi yok. Gönül ister ki bunlar hiç olmasın. 1971 muhtırasında Demirel muhtırayı verenleri görevden almak için kararnameyi hazırladı, cumhurbaşkanına gitti. Cumhurbaşkanı imzalamadı. Arkasından siyasiler Demirel'i suçluyor. Şapkasını alıp gitti diyorlar. Demirel şapkasını alıp falan da gitmedi. Çekildi evine. Onun için bizim askerimizin demokrasi terbiyesi alışkanlığı demokrasiye olan bağlılığı tartışmalı. Ama dediğim gibi bunun sistemle alakası yok kafa meselesidir" diye konuştu.
AYLİN CESUR: ÖZLÜYORUZ
Törende Demirel'in uzun yıllar doktorluğunu yapan ve yanından hiç ayrılmayan doktoru Aylin Cesur ise duygularını şöyle ifade etti:
"1 Kasım sayın Cumhurbaşkanımızın doğum günü. Kendisi 1 Kasımları önemserdi. Her sene 1 Kasım'da Türkiye'nin birçok yerinden binlerce insan ziyaretine gelmek isterdi. Onlar geldiklerinde bir muhasebe yapardı. Bu hem hizmetle geçen 40 yılın hem de Cumhuriyetin muhasebesiydi. Çünkü Cumhuriyet haftasına rast gelir. O yüzden 1 Kasım'ı çok severdi. Bütün ömrü Cumhuriyetin kazanımlarını anlatmakla geçti. Arkadaşları yine doğum gününde kendisini ziyaret etmek ve mezarı başında dua etmek istediler. Demirel Vakfı böyle bir tören tertipledi. Törenin burada yapılmasının maneviyat bakımından önemi var, hem de ömrünü adadığı iki dava var. Biri demokrasi diğeri kalkınma mücadelesidir. Çalcatepe kalkınma mücadelesinde önemli bir yere sahip. Çocukluğunda burada koyunlarını otlatırken bu tepenin ardında bir medeniyet var mı o medeniyet buraya getirilir mi davasını daha 5 yaşında kafasına koymuştu. Ve bir ömür boyunca o medeniyeti Türkiye'nin her tarafına götürmeyi hedefledi. İkinci merkezi de Güniz Sokak'tır. O da demokrasi davasının en önemli merkezidir. Aziz hatırasının önünde saygı ile eğiliyoruz. Özlemle doluyuz. Olmadığı için buruğuz."
90 YAŞINDA VEFAT ETTİ
1 Kasım 1924 tarihinde doğan Süleyman Demirel, 17 Haziran 2015'te yaşamını yitirdi. Türkiye'nin 9'uncu Cumhurbaşkanı olan Demirel, 1965- 1993 tarihleri arasında 7 farklı hükümette toplam 10 yıl 5 aylık süreyle başbakanlık görevinde bulundu. Ayrıca, 1964'ten 1980 yılına kadar Adalet Partisi, 1987-1993 yılları arasında ise Doğru Yol Partisi genel başkanı olarak görev aldı. Demirel, siyasi kariyeri boyunca birçok ilki gerçekleştirdi. Türkiye'nin çok partili sisteme geçtiği 1946'dan sonraki dönemde, kurduğu 7 hükümetle en çok hükümet kuran siyasetçi, Türk siyasi tarihinde İsmet İnönü ve Recep Tayyip Erdoğan'dan sonra en uzun süre görev yapan başbakan, 41 yaşında başbakanlık koltuğuna oturan en genç başbakan, 40 yaşında parti genel başkanı olan en genç politikacı ve 30 yaşında bir kamu kurumuna atanan en genç genel müdür rekorlarını kırdı. Süleyman Demirel, 17 Haziran 2015'te, tedavi gördüğü hastanede solunum yolu enfeksiyonu ve kalp yetmezliği nedeniyle 90 yaşında hayatını kaybetti.
ESKİ DOSTLARI DEMİREL'İ ANLATTI
Türkiye'ye en az 60 yıl hizmet eden büyük bir adamın anısını ifade etmenin çok zor olacağını belirten İsmet Sezgin, "Ne mutlu Ispartalılara, bu daracık köyden iyi yetişmiş, dünyanın dört bir tarafını bilen ve dünyada sevilen, sayılan, inanılan bir lideri çıkarmış olması bu köy için fevkalade önemlidir. Ölüsünün gördüğü itibar en az dirisi kadar kıymetli olan, en az dirisine gösterilen itibar kadar değerli olan bir büyük insan için toplandık. Demirel deyince akla demokrasi, özgürlük, bağımsızlık, korkusuz yaşanan bir ülke, konuşan bir ülke geliyor. Akla her şeye rağmen karşı durmasını bilen, cesaretle, olayların üzerine giden yepyeni bir ruh, kafa ve iman geliyor. Sayın Demirel üç beş kısa cümleyle geçiştirilecek bir lider değildir. Demirel Türkiye'yi değiştiren, yön veren ve Türkiye'de demokrasiyi işleten, çalışan bir ülke yaratan, ülke ve ulusuyla bölünmez bir bütün şeklinde getirdiği devleti yücelten ve devletin içte ve dışta saygınlığını artıran, bu saygınlık içinde vatandaşımızın daha iyi yaşadığı, güvenli olduğu, yarına daha emniyetle baktığı bir ülke ve onun insanları olmuştur" dedi.
TÜRKİYE İÇİN ÇOK BÜYÜK KAYIP
Özellikle içinde bulunulan dönemde Demirel gibi büyük bir devlet adamının olmayışının Türkiye için büyük kayıp olduğunu kaydeden Sezgin, çok kısa bir zamanda onun anıt mezar inşaatının başlayacağını da açıkladı. İsmet Sezgin, "İslamköy'e, Isparta'ya, Türkiye'ye, dünyaya yaraşan bir anıt yükselecektir. İşte o anıt Türkiye'nin geleceğidir, Türkiye'nin geçmişinden bugüne getirdiği, taşıdığı yenilikleri, güzellikleri, insan sevgisi, dostluk, merhamet, her şeyden önce insana değer vermektir. Sayın Demirel için ne söylesek az. Hepimizin beyninde, ciğerinde, ellerimizde, kollarımızla, vücudumuzda, anılarımızda çok büyük yeri olan bir zattır" dedi.
'AŞIK OLDUĞUN TOPRAKLARDASIN'
Demirel'in mezarı başında Demirel'e seslenen eski bakanlardan Esat Kıratlıoğlu, "Sayın Genel Başkanım, Başbakanım, Cumhurbaşkanım aşık olduğun bu toprakta, uğruna ömrünü feda ettiğin, hizmetini memleketinle birleştirdiğin bu torağın bağrında senin doğum gününü kutlamak için geldik. Cenabı Allah sana cennetin en iyi mekanını bahşetsin" dedi. Demirel'i 1955 yılında tanıdığını belirten Esat Kıratlıoğlu, yanından hiç ayrılmadığını ve bütün hizmetlerine şahit olduğunu anlattı.
'NE ŞAPKASINI ALIP GİTMESİ'
Demirel 1965 yılında iktidara geldiğinde Türkiye'de 70 bin yerleşim merkezinin ancak 264'ünde elektrik olduğunu kaydeden Kıratlıoğlu, "Kahrolası 12 Eylül 1980 ihtilalinde ayrıldığımız zaman köylerimizin yüzde 75'i elektriğe kavuşmuş, yüzde 25'i de inşaat halindeydi. Bu memlekette sanayinin temelini sen attın. Rafineriler senden başka bir daha rafineri görmedi. Bütün sanayi tesislerinin bugünkü ana varlığını sen meydana getirdin. Ve memleketimizin hürriyet aşkı diye yandığı zaman onun mücadelesini en iyi sen verdin. Demirel şapkasını alıp giden bir insan değildi. Demirel'i hep yanlış takdim etmişlerdir. Ne şapkasını alıp gitmesi. O şapka sayesinde Türkiye gölgeye, hürriyete kavuştu" diye konuştu.
CİLTLERE SIĞMAZ
Demirel dendiği zaman ciltlere sığmayacak kadar çok şey yazmanın mümkün olduğunu belirten Yaşar Topçu ise Demirel'i şöyle anlattı; "Demirel cumhuriyettir, demokrasidir, inançtır, en önemlisi hoşgörüdür. Kendisi de 'Ben cumhuriyetim' derdi. Hayatımda çok siyaset adamıyla, birçoğunun avukatı olarak da ilişkim oldu. Demirel gibi hoşgörü sahibi, engin bir ufka sahip ve hayatını o ufka ulaşmak, milletini ulaştırmak için hoşgörü içerisinde vakfetmiş başka bir lider tanıyamadım" dedi.
Demirel'in kendisine bir köy kahvesinde küfür eden ve başbakana hakaretten tutuklanan bir vatandaşla ilgili hikayesini de anlatan Topçu, Demirel'in 'Biz o vatandaşa kim bilir farkında olmadan nasıl bir kötülük ettik, nasıl sıkıştırdık, ona yanlış bir şey yaptık da sövdü. Durup dururken bir ülkenin vatandaşı o ülkenin başbakanına sövmez. Benim sizden ricam, size şoför de versinler git adamı çıkar hapisten" diyerek,
'BİZİM ASKERİMİZİN DEMOKRASİ TERBİYESİ YOK'
Demirel'in bir Cumhuriyet çocuğu olduğunu belirten Yaşar Topçu, başkanlık sistemi tartışmalarına dikkat çekerek, "Türkiye 8 senedir yerinde sayıyor. Tek başına iktidar var, istikrar söylemi var. Ama 2008'den bu tarafa da 8 senedir olduğu yerde sayıyor. Bunun rejimle sistemle alakası yok. Kalkınma özgürlük, demokrasi ve bir kafa işidir. Ona inananların başa gelip ülkeyi yönetmesi işidir. Çok yanlış, parlamenter rejim Türkiye'yi tökezletmedi. Darbe oldu. Ne yani başkanlık istemi olunca olmayacak mı, askerin ne yapacağını bilemezsiniz. Bizim askerimizin demokrasi terbiyesi yok. Gönül ister ki bunlar hiç olmasın. 1971 muhtırasında Demirel muhtırayı verenleri görevden almak için kararnameyi hazırladı, cumhurbaşkanına gitti. Cumhurbaşkanı imzalamadı. Arkasından siyasiler Demirel'i suçluyor. Şapkasını alıp gitti diyorlar. Demirel şapkasını alıp falan da gitmedi. Çekildi evine. Onun için bizim askerimizin demokrasi terbiyesi alışkanlığı demokrasiye olan bağlılığı tartışmalı. Ama dediğim gibi bunun sistemle alakası yok kafa meselesidir" diye konuştu.
AYLİN CESUR: ÖZLÜYORUZ
Törende Demirel'in uzun yıllar doktorluğunu yapan ve yanından hiç ayrılmayan doktoru Aylin Cesur ise duygularını şöyle ifade etti:
"1 Kasım sayın Cumhurbaşkanımızın doğum günü. Kendisi 1 Kasımları önemserdi. Her sene 1 Kasım'da Türkiye'nin birçok yerinden binlerce insan ziyaretine gelmek isterdi. Onlar geldiklerinde bir muhasebe yapardı. Bu hem hizmetle geçen 40 yılın hem de Cumhuriyetin muhasebesiydi. Çünkü Cumhuriyet haftasına rast gelir. O yüzden 1 Kasım'ı çok severdi. Bütün ömrü Cumhuriyetin kazanımlarını anlatmakla geçti. Arkadaşları yine doğum gününde kendisini ziyaret etmek ve mezarı başında dua etmek istediler. Demirel Vakfı böyle bir tören tertipledi. Törenin burada yapılmasının maneviyat bakımından önemi var, hem de ömrünü adadığı iki dava var. Biri demokrasi diğeri kalkınma mücadelesidir. Çalcatepe kalkınma mücadelesinde önemli bir yere sahip. Çocukluğunda burada koyunlarını otlatırken bu tepenin ardında bir medeniyet var mı o medeniyet buraya getirilir mi davasını daha 5 yaşında kafasına koymuştu. Ve bir ömür boyunca o medeniyeti Türkiye'nin her tarafına götürmeyi hedefledi. İkinci merkezi de Güniz Sokak'tır. O da demokrasi davasının en önemli merkezidir. Aziz hatırasının önünde saygı ile eğiliyoruz. Özlemle doluyuz. Olmadığı için buruğuz."
90 YAŞINDA VEFAT ETTİ
1 Kasım 1924 tarihinde doğan Süleyman Demirel, 17 Haziran 2015'te yaşamını yitirdi. Türkiye'nin 9'uncu Cumhurbaşkanı olan Demirel, 1965- 1993 tarihleri arasında 7 farklı hükümette toplam 10 yıl 5 aylık süreyle başbakanlık görevinde bulundu. Ayrıca, 1964'ten 1980 yılına kadar Adalet Partisi, 1987-1993 yılları arasında ise Doğru Yol Partisi genel başkanı olarak görev aldı. Demirel, siyasi kariyeri boyunca birçok ilki gerçekleştirdi. Türkiye'nin çok partili sisteme geçtiği 1946'dan sonraki dönemde, kurduğu 7 hükümetle en çok hükümet kuran siyasetçi, Türk siyasi tarihinde İsmet İnönü ve Recep Tayyip Erdoğan'dan sonra en uzun süre görev yapan başbakan, 41 yaşında başbakanlık koltuğuna oturan en genç başbakan, 40 yaşında parti genel başkanı olan en genç politikacı ve 30 yaşında bir kamu kurumuna atanan en genç genel müdür rekorlarını kırdı. Süleyman Demirel, 17 Haziran 2015'te, tedavi gördüğü hastanede solunum yolu enfeksiyonu ve kalp yetmezliği nedeniyle 90 yaşında hayatını kaybetti.
9 Temmuz 2016 Cumartesi
DEMOKRATLAR KULÜBÜNDE YENİ DÖNEM; BAŞKAN, 13. ve 14. Dönem Milletvekili Enver TURGUT
DEMOKRATLAR KULÜBÜNDE YENİ DÖNEM
Başlangıçta Prof. Dr. Rıfkı Salim BURÇAK ve 20 arkadaşı tarafından kurulan kadim "Demokratlar Kulübü"nün 2016 yılı Olağan Genel Kurulu toplantısı; Anadolu Kulübü Salonlarında ifa ve icra edildikten sonra, Kanun ve Tüzük gereği 19 Şubat 2016 Cuma günlü oturumda “Merkez Yönetim Kurulu”nda görev taksimi yapıldı.
Anadolu Kulübü Salonlarında icra edilen Genel Kurulda üç yıllığına seçilen Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri (13. ve 14. Dönem Milletvekili Enver TURGUT, Doç. Dr. Mehmet ÖZDEMİR, Dr. Namık AYDEMİR, Gazeteci – Yazar Mustafa Nevruz SINACI, Yüksek Mühendis Mehmet Arif DEMİRER, Prof. Dr. Rifat Melih AKTAŞ ve Araştırmacı – Yazar Halûk KILÇIK)’nin katılımı ile en yaşlı üye Enver TURGUT Başkanlığında yapılan görev taksimi sonucu:
ENVER TURGUT BAŞKAN
Enver TURGUT, Demokratlar Kulübü Genel Başkanlığı’na; Mehmet Arif DEMİRER, Genel Başkan Vekilliğine; Mustafa Nevruz SINACI, Genel Sekreterliğe; Mehmet ÖZDEMİR, Genel Muhasipliğe; Oy birliği ile getirildiler. Namık AYDEMİR, Rifat Melih AKTAŞ ve Halûk KILÇIK ise Merkez Yönetim Kurulu Asil Üyesi; Ali ABALI, Ertuğrul MAT ve Kemal CAMBAZOĞLU’da Yüksek Denetleme Kurulu üyesi olarak görevlerini sürdürecekler. Yaklaşık 3.5 saat süren toplantıda, görev taksiminden başka; Yakın geçmiş, mevcut durum ve ümitle bakılan yeni dönem üzerinde müzakereler yapılarak: Ayrıntılı bir “Faaliyet Programı ile Uygulama ve Eylem Plânı” hazırlanmasına; Yassıda’nın “Sözde kültür, eğlence ve rant merkezi haline getirilmesi” girişimlerine mukabil “bir karşı tavır takınılması” ile konuya dair kamuoyu oluşturulmak üzere gerekli çalışmaların başlatılmasına;
En kısa sürede “Demokratlar Kulübü Merkez ve Sosyal Amaçlı Lokali” olarak kullanılmak üzere, uygun bir büro/daire tutulmasına; (İcabında, Kulübün kendi malı ve mülkiyetine kazandırılacak bir daire için bağış ve yardım kampanyası açılmasına) Şube kuruluşları için inceleme, araştırma ve gerekli temaslarda bulunulmasına; İvedilikle bir iletişim zinciri oluşturulmasına; Yeni üye kaydı amacıyla (ön hazırlıklar tamamlandıktan sonra) geniş bir kampanya başlatılmasına ve özellikle bu kampanya kapsamında kullanılmak üzere “tanıtıcı” bir BROŞÜR çalışması yapılmasına...
Ayrıca, Yüksek Danışma ve Bilim Kurulu ile gerekli görülmesi halinde diğer yan kurul, yardımcı kuruluş, komite ve komisyonların (yeri ve zamanı geldikçe) teşkil edilerek faaliyete geçirilmesine karar verildi. - Haberin devamına http://www.hurriyethaber.com.tc/2016/2/demokratlar-kulubunde-yeni-donem-h490.html adresinden ulaşabilirsiniz.
23 Haziran 2016 Perşembe
MÜKEMMELİYETİ ARAMAK (Vefatının Birinci Yıldönümünde Süleyman Demirel'in İslamköy Çalcatepedeki anıt mezarı başında bir anma töreni) NACİ AKIN
MÜKEMMELİYETİ ARAMAK
17 Haziran Cuma günü 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in
İslamköy Çalcatepedeki anıt mezarı başında bir anma töreni vardı. Bir hafta
kadar önce merhum Demirel'in Güniz sokaktaki evinden aradılar. Telefonumun
ekranında numarayı görünce heyecanlanmadım desem yalan olur. Zira yıllar boyu o
numaradan arandığımda ya kendisini karşımda bulurdum ya da onun bir mesajı bana
iletilirdi. Devlet töreni ve takip eden programlar bana iletildi ve resmi davet
tebliğ edildi. Biz de 17 Haziran günü Türkiye'nin dört bir yanından gelen
dostlarımızla orada hazır bulunduk.
Devlet töreni denildiğine bakmayın. Düpedüz milletin
töreniydi. Devlet sadece işin protokol kısmındaydı. Cumhurbaşkanını genel
sekreteri, Hükümeti de Çalışma Bakanı Süleyman Soylu temsil ediyordu. Vali,
kaymakam, belediye reisi ile bazı milletvekilleri ile bir tören mangası da
Devlet adına diğer sayabileceklerimizdi. Geri kalan milletin hemen her
kesiminden binlerce seveniydi. Kimler yoktu ki; başta ilerlemiş yaşına rağmen
dava ve kader arkadaşlarından İsmet Sezgin ile bakanları, milletvekilleri, il
başkanları, ilçe başkanları, belediye başkanları, köylüsüyle kentlisiyle halkın
her kesimi oradaydı. Türkiye'nin kalkınmasına birlikte omuz verdikleri
bürokratları, adları hiçbir şaibeye, yolsuzluğa, ihale tezgahına karışmamış,
havuzlarla anılmamış, sadece vergi rekortmenleri listesinde ve 500 büyük
kuruluş listelerinde yer almış sanayiciler, çoğu İTÜ'lü müteahhitler, iş
adamları, ihracatçılar da oradaydılar. Törene Diyanet İşleri eski başkanı
Mehmet Nuri Yılmaz'ın veciz ve anlamlı duası da renk kattı. Törenle ilgili
haberleri gazetelerde ve TV'lerde izlediniz ben ayrıntıya girmeyeceğim. Öğleden
sonra Süleyman Demirel Üniversitesindeki panele odaklanacağım.
Rektörüyle, idarecisiyle, öğretim üyeleri ve öğrencileriyle
üniversite bugün için dört dörtlük hazırlanmışlardı. Kapıda bizi rektör vekili
Murat Ali Dulupçu karşıladı. Kendisiyle 10 yıl kadar önce 5 yıllık kalkınma
planı hazırlıkları kapsamında DPT'nin bölgesel gelişme özel ihtisas
komisyonunda ben başkan o da raportör olarak birlikte çalışmıştık. Ben hemen
tanıdım ama o kendini takdim edince hoş bir espriyle iğneleyiverdim. Tabi bu
dostça ve samimi bir kucaklaşma ile sonuçlandı.
Açılış konuşmasını o yaptı. Siyasi yönünü bilmem hiç de
merak etmedim ama devlet adamı vasfıyla Süleyman Demirel bu kadar mı güzel
anlatılabilirdi? Demirel'in hem siyasi hem teknokrat, bürokrat ve devlet adamı
yönlerini bilenlerdenim, ama ben bile birçok yönünü kaçırmışım. Bir de
Üniversitenin İletişim Fakültesi öğrencilerinin hocaları nezaretinde
hazırladıkları bir film izledik, çıkışta da bir CD'sini takdim ettiler.
Ellerine sağlık bu genç yavruların, havuz medyasının, yandaş televizyonların bu
gençlerden alacakları çok dersler olduğunu düşünüyorum. Bu gençler oldukça
yarınlarımızdan da endişe duymamalıyız.
Sayın Dulupçu'nun konuşması ve izlediğimiz filmde çok
anlamlı sözler vardı. Annem'in yazdığı "Öteye Mektup" adlı kitapta
"İnsan yazarsa öldükten sonra da öğretmeye devam eder" diye bir sözü
vardı, bu sözü TV sohbetlerinde ve salon konuşmalarında da tekrarlamıştı.
Dulupçu konuşmasında Demirel'le ilgili anlattığı anekdotta ve tekrarladığı
Demirel'e ait bir sözde de aynı anlama gelecek ifadeler vardı.
Demirel bir öğretim yılı açılışında verdiği ilk derste
hocalara ve öğrencilere hitaben "Ben adımın yer aldığı bir yerde
mükemmeliyeti ararım" ifadesini kullanmış. Dulupçu biz kendisinin bu
sözünden ilham aldık ve onun da desteği ile mükemmeli yakalamaya çalışıyoruz,
belki Türkiye'nin en iyi üniversitesi olmayabiliriz ama en hızlı gelişen ve büyüyen
üniversitesiyiz dedi. Bugün ise SDÜ ilham alan değil ilham veren bir eğitim
yuvası olma yolunda hızla ilerliyor. Birçok büyükşehir üniversitesinde bile
olmayan bir öğrenci kapasitesine, 80.000 öğrenciye sahip. Bugüne kadar 175 bin
mezun vermiş, buna her yıl 20 bin dolayında mezun ekleniyor. Üniversitenin
logosunda bir gül figürü ve Demirel'in imzası yer alıyor. Bu da demektir ki
Bugün 175 bin 15 yıl sonra ise en az 500 bin kişinin diplomasında Demirel'in
imzası olacaktır.
Üniversiteye en büyük desteği rahmetli Demirel ve kardeşi
merhum Şevket Demirel vermişler. Bu hızlı gelişmenin altında onların imzaları
var. Dulupçu Demirel kardeşlerle olan bir sohbetini de anlattı. Şevket Bey'in
"abi bugüne kadar sayısız barajlar, yollar, köprüler, fabrikalar yaptın,
her köye elektrik verdin, elbette bunlar ülkenin kalkınması için gerekiyordu.
Ancak yıllar geçer o barajların arkasındaki sular tükenir, yollar yetmez
yenileri yapılır, köprüler yıkılabilir, fabrikaların teknolojileri köhneleşir
yenileri yapılır, eserlerin bir gün anılmaz hale gelebilir ama insana, gençlere
yapılacak bir yatırım ilelebet baki kalır" sözlerini hatırlattı. Onun en
büyük eserinin de adını taşıyan bu Üniversite olduğunu vurguladı.
Süleyman Demirel bir yıl önce ebedi aleme göçtü, ama bugün
eserleriyle ve fikirleriyle yaşıyor ve hala yol göstermeye devam ediyor. Ben
bizi karşılayan pırıl pırıl gençlerin, öğrencilerimizin gözünde bu ışıltıyı
gördüm. O gençler mükemmeliyeti yakalamak için onun izinde gidiyorlar. Onun en
büyük özlemi ise kalkınmış, hür ve müreffeh Büyük Türkiye ve kusursuz, mükemmel
işleyen bir demokrasiydi. Bu gençler onu yakalayacaklardır, rahat uyu Demirel…(22
Haziran 2016 Çarşamba)
11 Mayıs 2016 Çarşamba
Emekli Sendikacılar Derneği: "EMEK MÜCADELESİNDEN TAVLA ŞAKIRTISINA…"
EMEK MÜCADELESİNDEN
TAVLA ŞAKIRTISINA…
EMEKLİ SENDİKACILAR DERNEĞİEmekli sendikacılar Necatibey Caddesi’ndeki Emekli Sendikacılar Derneği’nde buluşuyor.
Emek mücadelesinden, tavla şakırtısına Yıllarca Türk
işçi hareketine öncülük eden, emek mücadelesine omuz veren eski tüfek
sendikacılar, yılların yorgunluğunu okey masasında çay, kahve yudumlayarak, hatıralar anlatarak, ilginç paylaşımlar yaparak ve sohbet ederek atıyor.
YORGUN SİLÂHŞÖRLER VE TAVLA ŞAMPİYONALARI
Necatibey Caddesi’ndeki Tarım-İş Sendikası eski genel
merkezi binasında bulunan Emekli Sendikacılar Derneği Ankara Şubesi’nde, bir
zamanların Türk işçi hareketinin önderlerinden, eski AP Samsun Gençlik Kolları Başkanı ve CHP Genel Başkan Yardımcılığı
görevini de yapan, emekli parlamenter Petrol-İş Sendikası eski Genel Başkanı Cevdet Selvi, yine
Petrol-İş Sendikası eski genel başkanı, Petrol Ofisi çalışanı Bayram Yıldırım, Basın-İş Sendikası eski
genel başkanı Ali Ekber Güvenç, Demiryol-İş Sendikası eski genel başkanı Mehmet
Acıdereli, Tez Koop-İş Sendikası eski genel başkanı Uğur Batmaz, Tes-İş
Sendikası eski genel başkanı ve 13. 14. Dönem Kayseri ve İzmir Milletvekili Enver Turgut ile diğer emekli sendikacıları burada
görmek olası.
Kısa bir süre önce dernek Başkanlığı seçimini kazanarak,
eski şube başkanı İsmail Özkan’dan bu görevi devralan Emekli Sendikacılar
Derneği Ankara Şube Başkanı, Demiryol-İş Sendikası eski genel mevzuat sekreteri
Mahmut Soysal, genel merkezi İstanbul’da olan derneğin Ankara şubesinin 1999
yılından bu yana etkinliğini sürdürdüğünü söylüyor.
ESKİ BAŞKAN MAHMUT SOYSAL
Soysal, “Şubemizin 160 üyesi var. Bir zamanlar emek
mücadelesine katkı vermiş ve Ankara’da ikamet eden sendikacıları burada
görebilirsiniz. Birlikte mücadele ettiğimiz, alanlarda kol kola yürüdüğümüz
arkadaşlarımızın hepsi burada. Eski sendikacılar, burada çay kahve içerek, okey
ve tavla oynayarak, ya da anılarını tazeleyerek, emekliliğin tadını çıkarıyor.
Bir de perşembe günleri kuru fasulye partimiz var. Tüm emekli sendikacı
arkadaşlarımızı buraya bekliyoruz” diye konuşuyor.
ŞİMDİ BAŞKAN: ENVER TURGUT
Halihazır Derneğin Ankara Şubesi Başkanı: Tes-İş Sendikası eski genel başkanı 13. ve 14. Dönem Kayseri ve İzmir Milletvekili Enver Turgut.
ŞİMDİ BAŞKAN: ENVER TURGUT
Halihazır Derneğin Ankara Şubesi Başkanı: Tes-İş Sendikası eski genel başkanı 13. ve 14. Dönem Kayseri ve İzmir Milletvekili Enver Turgut.
Etiketler:
Ali Ekber Güvenç,
Basın-İş,
Bayram Yıldırım,
Cevdet Selvi,
Demiryol-İş,
Emekli Sendikacılar Derneği,
Enver TURGUT,
Mehmet Acıdereli,
Petrol-İş,
Tes-İş,
Tez Koop-İş,
Uğur Batmaz
SEN-DER (Emekli Sendikacılar Derneği) TÜRK-İŞ GENEL BAŞKANINI ZİYARET
TÜRK-İŞ GENEL BAŞKANINI ZİYARET
14 Aralık 2015 Pazartesi günü Emekli Sendikacılar Derneği (SEN-DER) Başkanı Enver Turgut ve Yönetim Kurulu Üyeleri, TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay’ı makamında ziyaret etti.
3-6 Aralık tarihleri arasında gerçekleşen 22. TÜRK-İŞ Olağan Genel Kurulunda TÜRK-İŞ Genel Başkanı Seçilen Ergün Atalay’ı makamında ziyaret eden Enver Turgut Atalay’a yeni görevinde başarılar diledi.
5 Mayıs 2016 Perşembe
Adnan MENDERES'in oğlu Aydın Menderes'ten önemli uyarılar: 'Bunlar İslami faşist' (23 Nisan 2007) Ertuğrul ÖZKÖK - HÜRRİYET
ADNAN Menderes'in oğlu, eski AP, sonra RP ve son olarak da DYP milletvekilliği yapan Aydın Menderes (halen DYP üyesi),Cumhuriyet'te Leyla Tavşanoğlu'na AKP ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri için önemli açıklamalarda bulundu.Menderes, AKP'nin "Değiştik, demokratız" sözleri üzerine de, Ankara'nın başına oturanları "İslami faşist" olarak nitelerken, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi siyasetin gözünden kaçan çarpıcı konuların altını çiziyor
- AKP'DEN ENDİŞE
"Erdoğan üç türlü milliyetçilik yapmayacaklarını söylemişti. Kendi sözlerine göre dini, azınlık ırkçılığı ve çoğunluk ırkçılığı anlamında milliyetçilik yapmayacaklarını söylemişti. Bunları söylerken de bu ihtimali gerçekçi bir şekilde tespit etmişti. Hatta daha açık ifadelerde bulunmuş, Erbakan döneminin Refah Partisi'ni de adeta dini anlamda milliyetçilik yapmakla eleştirmişti. Yani ırkçılığa dayalı bir faşizm, dini duygulara dayalı bir faşizmin tanımını kendisi yapıyordu. Böyle bir ihtimalin hepimizin ve AKP'nin göz önünde bulundurmasında sayısız yarar vardır."-
14 NİSAN MİTİNGİ
"Erdoğan'ın ve bir ölçüde AKP'li öbür yöneticilerin kişiliklerine baktığımız zaman devamlı köpürmeye, taşmaya hazırdır. ABdayatmaları olmasa toplumsal farklılıkları da içselleştirememişlerdir. Toplum tedirginliklerini, kaygılarını açıklıkla ortaya koyarsa,Türkiye'nin olacakları en az zararla atlatacağı inancını taşıyorum. Bunlar olmalıdır, halk 14 Nisan mitinginde olduğu gibi zaten bunları yapıyor da... (...) Onun için ben, Türkiye'nin çoğulcu toplum yapısı, en son 14 Nisan mitinginde olduğu gibi kendisini ne kadar rahat bir biçimde açığa vurabilirse ve bu görülürse böylece Türkiye'nin bir 'Refleks Haritası'nın sağlıklı bir biçimde çıkacağının, böyle iktidarın makamlarını, mevkilerini korumak adına ideolojik ya da popülist yaklaşımlardan vazgeçebileceğinin olası olduğunu düşünüyorum."- RUS RULETİ "Bu iktidarı Türkiye'nin dörtte biri seçmiştir... Üstelik şimdi de bu iktidar, cumhurbaşkanı seçmek üzere... Bundan şikâyetçiyiz; ama beş yıldır bunu ortadan kaldırmadık. Muhalefet ısrarla bunun kaldırılmasını istemeli, bunun için mitingler yapılmalıydı. 'Yasayı değiştir ve seçime git' baskısı kurulmalıydı hükümetin üzerine... Bu seçim kanunu, Türkiye için bir Rus ruletidir."
- AKP'NİN LEHİNE DEĞİL
"Sürekli gelgit içindeler. Mizaç itibarıyla daha demokrat olabilecek olanlar daha yumuşak reflekslerle ortaya çıkıyorlar. Ama geçmişten tam kopamayanların da akılları hep eski kimliklerine, eski söylemlerine takılı kalıyor. Bu da Türkiye'de önemli gerilmelere sebep oluyor. Bu ortaya çıkan durum, esasen hiç AKP'nin lehine değildir."
TBMM'de AKP milletvekili olmayan kim varsa, hiçbir gerekçeyle ilk iki tur TBMM toplantı salonuna girmemeleri kanısındayım."
- AKP HAYATİ KONULARI KARARTIYOR
"Bu Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarının bir olumsuz tarafını da Türkiye'nin önünde son derece somut, dışarıdan kaynaklanan ve ülkenin bütünlüğünü ilgilendiren meselelerden dikkatleri ayırması olarak görüyorum. Ama Tayyip Erdoğan, habire cumhurbaşkanı oldu, olmadı konusu gündemi işgal edince, bu tür fevkalade önemli konular üzerinde de ciddi bir karartma etkisi meydana geliyor."Menderes'in, geçmiş tecrübelerinin ışığı altında önümüzdeki günlere ilişkin önemli uyarıları dikkate alınması gerekmiyor mu?
Eski parlamenterlerden tarihi uyarı
DP, AP, DYP, ANAP, MHP çizgisinden gelen milletvekili ve bakanların yaptığı açıklamada "Demokrasi kültüründe anayasadaki şekli şartlar ile birlikte Anayasa sağduyusunun büyük önem taşıdığına” vurgu yapılarak “Bin yıllık devlet geleneği olan bir toplumun, Devlet başkanının seçim sürecini ve niteliklerini sadece Anayasadaki şekli şartlar belirleyemez.” denildi. Bildiri şöyle:
"Yeni bir Cumhurbaşkanı seçimine doğru giderken uzun yıllar çeşitli devlet ve siyaset kademelerinde, parlamentoda görev yapmış olan bakanlar ve milletvekilleri olarak, bir büyük tecrübe birikiminin ışığından iktidara ve muhalefete hatırlatmak istiyoruz ki :
Türkiye’de bugün bir şeyin iyi anlaşılması, çok iyi anlaşılması gerekiyor : Cumhurbaşkanlığı seçimi sadece siyasi grupların değil bütün milletin konusudur.
Şüphesiz Anayasada Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin nasıl yapılacağının ve Cumhurbaşkanının niteliklerinin nasıl olacağının şekli şartları belirtilmiştir. Ancak demokrasi kültüründe anayasadaki şekli şartlar ile birlikte Anayasa sağduyusu büyük önem taşır. Sağduyuyu oluşturan toplum vicdanı ve devlet yönetiminde yer etmiş teamüllerin(gelenekler) zorlanması toplumda derin rahatsızlıkların oluşmasına sebep olur.
Bin yıllık devlet geleneği olan bir toplumun, Devlet başkanının seçim sürecini ve niteliklerini sadece Anayasadaki şekli şartlar belirleyemez.
Demokrasiyi tam anlamıyla egemen kılmak, sadece politikacıların değil, bütün kurum ve kuruluşlarıyla toplumun, bütün bireyleriyle milletin işidir.
Demokrasinin siyasal yapısını oluşturmak, demokratik rejimin politikalarını yönlendirmek elbette öncelikle siyaset adamlarına, siyasal partilere, liderlere, devlet organlarına düşer.
Ne var ki “Biz seçtik, politikacılar bildikleri gibi yapsınlar” diyemeyiz. Bunu hiç kimse, hiç birimiz söyleyemeyiz.
Ülkemizin bütün kıymetleri, bütün insanlarıyla bu toplum, bu Devlet, bu Rejim, bu Bayrak, bu Anayasa hepimizindir.
Demokratik rejimin bütün toplum bireylerine yüklediği görevler vardır.
Toplum, devleti, iktidarı, muhalefeti kontrol etmekle görevlidir. Toplumun onu yönetenlerden bekledikleri, istedikleri görevler vardır.
Büyük Atatürk’ün önderliğinde, Vatanın her karışını kanlarıyla kurtaran, varlığımızın ve hayata devam irademizin biricik kaynağı olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran atalarımızın kutsal emanetine herkes sahip çıkmak zorundadır.
Fiilen politika içinde olanların öncelikle kendi siyasal partilerini ve onları yönetenleri de uyarmayı bilmeleri vatanvazifesidir.
Herkes bulunduğu yerin ve yüklendiği görevin sorumluluğunu bilmelidir.
Bu sorumluluklar içinde herkesin herkesi uyarmaya hakkı vardır.
Laik, Demokratik ve Sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne, Cumhuriyetimizin temel değerlerine vatan, millet devlet bölünmezliğine sahip çıkmak herkesin, her kurumun asli görevidir.
Demokrasi, hepimizindir.
Türkiye gibi jeopolitik ve jeostratejik açıdan önemli ve hassas bir coğrafyada bulunan ve bu sebeple de daima kuvvetli olması gereken bir ülkenin; dünyanın ve bölgenin içinde bulunduğu durum da göz önüne alındığında Cumhurbaşkanlığı makamına seçilecek kişinin nitelikleri belki de her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır.
İnanıyoruz ki Gelecekte tartışmalara konu olmayacak bir Cumhurbaşkanı karakterini bu millet bin yıllık devlet geleneğinden çıkaracaktır.
Bu gerçekler ışığında Cumhurbaşkanlığı seçimleri, içinde bulunulan koşullara ve bu temeller üzerinde gelişen politik hesaplarla yapılmak yerine Türkiye genelinde, kamuoyunda ve parlamentoda uzlaşma sağlanarak yapılmalıdır.
Devlet katlarında siyasal doruklara tırmanabilmekten daha zor olan şey o mevkilerde, o makamlarda görev yaparken, topluma ve tarihe onurlu anılar bırakabilmektir.
Bu düşüncelerle aziz milletimize saygılarımızı sunuyoruz.
KİMLER İMZALADI
TBMM Başkanları: Sabit Osman Avcı, Necmettin Karaduman, Kaya Erdem, Hüsamettin Cindoruk, İsmet Sezgin.Bakanlar: Ahad Andican, Cahit Aral, İmren Aykut, Abdülbaki Ataç, Ali Bozer, Necmettin Cevheri, Ekrem Ceyhun, Fethi Çelikbaş, Halit Dağlı, Mehmet dönen, Barlas Doğu, Şerif Ercan, Ersin Faralyalı, Agah Oktay Güner, Mehmet Gazioğlu, Vahit Halefoğlu, Kamran İnan, Ercüment Konukman, Nahit Menteşe, Necdet Menzer, Nurettin Ok, Kazım Oksay, Enis Öksüz, Hüseyin Özalp, Işılay Saygın, Yücel Seçkiner, Rıfat Serdaroğlu, Ufuk Söylemez, Refaiddin Şahin, Vefa Tanır, Mükerrem Taşçıoğlu, Abdullah Tenekece, Nurhan Tekinel, Yaşar Topçu, Oğuz Tezmen, Rüştü Kazım Yücelen, Şükrü Yürür, M.Ali Yılmaz, Namık Kemal Zeybek.Milletvekilleri: Türkan Arıkan, Beyhan Aslan, Kemal Bağcıoğlu, Ferit Bora, Hasan Basri Coşkun, Zeki Çeliker, Vedat Çınaroğlu, M. Mukadder Çiloğluk, Yücel Dirik, Orhan Ergüder, Gökhan Evliyaoğlu, Seçkin Fırat, Halil Göral, Mehmet Gözlükaya, Nilüfer Gürsoy, Ahmet İhsan Gürsoy, Ayseli Göksoy,
Veli Gülkan, Yılmaz Hastürk, Ediz Hun, Rafet İbrahimoğlu, Cemalettin İnkaya, İrfan Köksalan, Müjdat Karayerli, Hilmi Okçu, Bekir Ongun, Mehmet Atilla Ocak, Erdem Ocak, Cemal Özbilen, Enis Sülün, Nurettin Özdemir, Teoman Özalp, Şadi Pehlivanoğlu, Arif Sezer, Murat Sökmenoğlu, Erkut Şenbaşlı, İsmail Hakkkı Şengün, Arif Tosyalıoğlu, Enver Turgut, Ali Naci Tuncer, İsmail Hakkı Yıldırım, Gürbüz Yılmaz, Hüseyin Yayla.
GÜNÜN SÖZÜ
"Tahsil cehaleti alır, eşeklik baki kalır."
(Türk atasözü)
Biliyor musunuz?
- DYP'den politikaya atılması üzerine Zaman'dan ayrıldığını duyuran Nevval Sevindi'nin, "Akıldışı, yasakçı siyasete karşı yeni bir siyaset üretmek için sahaya iniyorum" dediğini... - ÇORLU'da 23 Nisan Bayramı törenleri sırasında ADD'nin, ÇYDD ve Yardımsevenler Derneği'nin çelenklerinin Atatürk Anıtı'na konulmasının engellendiğini, ancak tören sonunda 5. Kolordu Komutanı KorgeneralMetin Yavuz Yalçın'ın uyarısı üzerine çelenklerin Atatürk Anıtı'na konulduğunu...
Papatya falında son yaprak...
OKURLARIMIZDAN 'tahmin'ler:- Tayyip Bey kimi Cumhurbaşkanı adayı gösteriyor?- Deniz Baykal'ı..
- Neden?
- CHP'nin iktidara gelmesi için!..
- Erdoğan, 'siyaset mühendisi' olarak milletvekilleri Abdullah Gül (23 Nisan resepsiyonunda çok neşeliymiş), Vecdi Gönül, Beşir Atalay, Abdullatif Şener, Prof. Mehmet Aydın, Prof. Nükhet Hotar Göksel (İzmir), İnci Gülser Özdemir (İstanbul), Nimet Çubukçu (İstanbul) veya Amerika'dan bir kadın profesör aday gösterebilir mi? Hatta Edibe Sözen ve Kemal Derviş, 'plase' olabilir mi?
- Papatya falı açıyorsunuz galiba.
- Vecdi Gönül olabilir mi?- Sayıştay Başkanlığı dönemi çok iyi bilinir. Bürokrat ve statükocu olduğuna göre her kararnameyi imzalamazsa?- Beşir Atalay!..
- Cumhurbaşkanı Demirel, Kırıkkale Üniversitesi Rektörü iken neden görevden aldı acaba?- Dalga geçmiyorsunuz değil mi?- Başbakan kamuoyu ile dalga geçerse gazetecilerin kulağına bazı isimler üflenerek tabii ki kamuoyu da onunla dalga geçer.
- Bülent Arınç...
- Her an kendi sürprizini yaratabilir!Demek ki daha 24 saat bekleyeceğiz.Malatya'da'da neden bir miting yapılmaz
TOPLUM olarak gerekli olan duyarlılıkları hiç bir zaman gösteremeyecek miyiz? Geçen yıl Trabzon'da kilisesinin içinde bir rahip öldürüldü. Trabzon halkı bugüne kadar en azından vicdani ve insani açıdan göstermesi gereken tepkiyi bir meydanda onbinleri toplayarak gösteremedi. Son olarak Malatya'da 3 kişi sadece Hıristiyan oldukları ve İncil dağıttıkları için vahşice katledildi. Bizim Avrupa'da din özgürlüğümüz mevcut iken ve tüm dini yayınlarımızı rahatça dağıtırken, bu cinayetin hiç bir izahı yoktur. Ayrıca bu vahşi cinayet kafalarda Türkiye'de din özgürlüğü sadece İstanbul için mi geçerlidir sorusunu uyandırmaktadır. Bu cinayet Malatya'da onbinler tarafından protesto edilir diye bekliyorum. Çünkü bizler İstanbul'un Fethinde diğer dinlere saygı göstermiş Fatih'in, Çanakkale'de yaralı düşman askerini sırtında taşıyan Türk askerlerinin torunlarıyız ve onlara layık olmalıyız. Malatya'da düzenlenecek görkemli bir protestonun hem toplumumuzun hem de dünyanın beklentisi olduğunu düşünüyorum.
Özkök'ün yazısında sözettiği 'çarpık kafalı' Mücahit Bilici'ye tepki yağdı...
SEVGİLİ gönül dostları bir Balkan göçmeni, bir Rumeli göçmeni olmamama rağmen, bir türk insanı olarak uzun yıllardan beri sevdalısı olduğum Türk dünyası ile ilgilenmem esnasında, özellikle Balkanların Evladı Fatihanın emaneti insanlarını tanıdığımda, Türklük bilincinin bu bölgede nasıl yaşatıldığına bizzat şahit oldum. Ancak bazı kendisini bilmez, ABD uşağı, kimlikleri ve şahsiyetleri satılmış, üç-beş kuruş uğruna milletini karalayabilen, bu nezih Türk milletini 'Balkanlı-Rumelili-Anadolulu-Doğulu-Batılı- Kürt- Çerkez- Alevi- Sünni' diye sınıflandırmaya çalışan, Türk düşmanı vatan hainleri sözüm ona yazarların yazdıklarını okudukça inanın biz nerelere gelmişiz diye soruyorum kendime. Acaba bu sözlerin sahibi üç kuruşluk Mücahit Bilici hangi kalemi kullanıyor bir düşünün. Bugün binlerce kilometreden gelip Asya'da Ortadoğu'da ülkeleri işgal eden zihniyet, Türkiye üzerindeki emellerini işte yine bu kalemler kanalı ile dile getirmekte... Tarihe bakın hiç bir zaman Türk devletleri dış güçlerin kazanımı ile yıkılmamış. Ancak içerideki bazı satılmışlar bunu gerçekleştirmiş. Bugün tarih eğer yeniden yazılacaksa biz geçmişimize sahip çıkarakTürkiye'de, Balkanlarda, Asya'da, ve her yerde birlik ve bütünlük içerisinde olmalıyız ki bu kalemleri kıralım. Balkan ve Rumeli Türkleri her zaman Türk kimliğini yüce bayrağımız ve asil sancağımız gibi şeref ve onurla taşımış ve taşımaktadır. Bu konuda bir Kırcaali göçmeni olan Ertuğrul Özkök'ü özellikle ulusal birliğimize çok ihtiyacımızın olduğu şu günlerde böyle bir yazı ile satılmışa gerekli cevabı vermiş olmasından dolayı kutluyorum. Nasıl Türkiye'de Türk kimliği altında Türkü, Çerkezi, Lazı, Kürdü, alevisi, sünnisi bir bütün isek, Bulgaristan'da, Makedonya'da, Kosova'da, Romanya'da, Yunanistan'da, Sancak'ta, Karadağ'da, Moldova'da aynı şekilde bir bütün olarak tek yürek tek vücut olmamız gerekir. Bu gibi saldırgan ve bölücülere bunların yazdıkları gazeteleri almamak kaydı ile gerekli cevabı verebiliriz. Türk milletinin ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara karşı son günlerdeAnkara'da Tandoğan'da verdiği cevap bir ilk değil son da olmayacaktır. Evladı Fatihan'ın torunları Türk olarak doğdu, Türk olarak yaşar, Türk olarak ölür. Bunun Rumelisi, Balkanlılığı, Anadolulusu yoktur, Türk vardır.
Davut COŞAR-ANKARA
Sapkın düşünceli bu kişiyi protesto ediyorum
HÜRRİYET Gazetesinde 22.4.2007 tarihli Ertuğrul Özkök imzası ile yayınlanan bir yazıya dikkatinizi çekmek istiyorum.
Bu yazıda, son günlerde adeta lotarya çekilişine benzetilmeye çalışılan, seçim sürecinde izlenen ilkeden ve ciddiyetten uzak bir yol ile, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı gibi yüce bir makamın, bir takım çevrelerce nasıl görüldüğünü tespit edeceksiniz.
Burada, tüm toplumun infialini üstüne çeken Cumhurbaşkanlığı sürecinde izlenen yol ile birlikte, bu makamı ele geçirmeye çalışan zihniyetin, 1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan başlayarak bugüne dek, bulundukları topraklarda sadece Türk oldukları için katledilen, zulüm gören, bu zulüm ve katliamın farklı bir senaryo ile her on yılda bir yeniden tarih sahnesinde tekrarlanması ile can veren, kan veren, katledilen Rumeli Türkleri'ni nasıl gördüklerini, bizlere hangi pencereden baktıklarını okuyacaksınız.
Gelinen bu noktada tüm hemşehrilerimi sağduyu içinde bir taraftan Yeni Şafak Gazetesi'nde yazı yazan bu sapkın düşünceli yazara (Mücahit Bilici) olan tepkilerin göstermeye, diğer taraftan bu zihniyetin temsilcileri olan siyasi teşekküllerin yöneticilerini protestoya davet ediyorum.
Bu sapkın düşünceli yazar bozuntusunun hezeyanlarını sütunlarına taşıyarak, kamuoyunu bu konuda bilinçlendiren Sayın Ertuğrul Özkök'e de teşekkürlerimi sunuyorum. Lütfü TÜRKKAN-Rumeli Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı
Unutmayın; biz biriz...
BUNLARI yazan bir bilim adamı olamaz. Yeni Şafak'ta dil, uslüp, son derece kısa, yalın, anlaşılır, hakaretkar cümleler, ayırıcı sınıflaştırıcı ifadeler...
Öte yandan üniversite çağlarında, kullanılan dil, uslüp, kullanılan kelimeler, uzun anlaşılmaz, cümleler bana bu kişinin aynı kişi olmadığını çağrıştırıyor.Ve tam bir rezalettir. Bu kişinin yorumuna gazetesinde yer verenler de en az onun kadar suçludurlar.
Yüzyıllarca Balkan'larda mücadele edenler, Türkiye Cumhuriyeti kurulur kurulmaz imarında başrolü oynayan bizler, meğer Türk değilmişiz!
O densizin deyimi ile 'Türkleştirilmiş Türkleştirilen göçmen komitacı'ymışmız.
Bre (...), adama "Biz Türk değilsek sen nesin diye?" sormazlar mı?
Bizim ecdadımız aydan mı oraya düşmüş bre utanmaz!
Bizim atalarımız Türk değildi de niye Çanakkale'de şehit düştü?
Yemen çöllerinde ne arıyordu?
Ne sen bizi Erzurum'dan, İzmir'den, Ankara'dan, Kayseri'den ayrı tutabilsin; ne de senin gibiler... Biz biriz. Gün gelir bunu yine senin gibi ABD uşaklarına hatırlatırız!
Tüm derneklerimize sesleniyorum: Lütfen bu densizin yorumuna yer veren Yeni Şafak gaetesine tepkilerinizi bildirin, sesimiz olun.
Erdinç TEKER
Yeni Şafak özür dilemeli
BU yazıyı yazan Bilici adlı kişiye gereken tepkiyi koymalıyız.Yeni Şafak bizden özür dilemelidir.E. Benan UTKU-TEKİRDAĞ
KAYSERİ MİLLETVEKİLİ ENVER TURGUT, TBMM ( MİLLET MECLİSİ) 3. DÖNEM (TBMM ARŞİVİ)
| MİLLET MECLİSİ -- 3. Dönem | |||||||||||
| 1 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : İzmir Milletvekili Burhanettin Asutay ve 12 arkadaşının, 4837 sayılı İş ve İşçi Bulma Kurumu Kuruluş ve Görevleri hakkındaki Kanunun 13. maddesine bir fıkra eklenmesine ilişkin 7332 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılmasına dair kanun teklifi münasebetiyle |
| ||||||||
| 2 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : Yozgat Milletvekili Abdullah Baştürk ve üç arkadaşının, (2/139) ve (2/140) esas sayılı Kanun tekliflerinin Adalet, Çalışma ve Plân Komisyonlarından seçilecek 6 şar üyeden bir Kurulacak bir geçici Komisyonda görüşülmesine dair önergesi münasebetiyle |
| ||||||||
| 3 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : Bayındırlık Komisyonu Başkanlığının, Türkiye Elektrik Kurumu kanun tasarısının havale edilmiş olduğu komisyonlardan seçilecek 3 er üyeden müteşekkil bir Geçici Komisyonda görüşülmesine dair tezkeresi münasebetiyle |
| ||||||||
| 4 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : Emekli Sandıklarıyla malüliyet, ihtiyarlık ve ölüm sigortaları kanunlarına tabi hizmetlerin birleştirilmesi hakkındaki kanuna geçici bir madde eklenmesine dair kanun tasarısı ve teklifler münasebetiyle |
| ||||||||
| 5 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : Kapıcıların İş Kanunu kapsamına alınmasına dair kanun, teklifi ile eski İstanbul Milletvekili Kaya Özdemir'in, 931 sayılı İş Kanunun 5. maddesinin değiştirilmesi ve bu kanuna bâzı hükümler ilâve edilmesi hakkında kanun teklifleri münasebetiyle |
| ||||||||
| 6 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : Devlet memurları aylıklarının tevhit ve teadülüne dair 3656 sayılı Kanuna bağlı (1) sayılı cetvel ile tadil ve eklerinin Adalet Bakanlığı bölümüne ve yeni kadrolar eklenmesine dair kanun tasarısı münasebetiyle |
| ||||||||
| 7 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : Çalışma Bakanlığı 1970 yılı Bütçesi münasebetiyle |
| ||||||||
| 8 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun bâzı maddelerinin değiştirilmesi ve bu kanuna bâzı maddeler eklenmesine ve bu kanun kapsamı dışında kalan kamu personelinin aylık ve ücretlerine dair kanun tasarısı münasebetiyle |
| ||||||||
| 9 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : Kütahya Milletvekili Ali Erbek'in, Gediz depremi dolayısıyla yapılan işler ve alınan tedbirlerdeki yetersizliklere dâir demeci ve İmar ve İskân Bakanı Hayrettin Nakiboğlu'nun cevabı münasebetiyle |
| ||||||||
| 10 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : Memur-işçi ayırımı hususunda çıkarılan genelgelerin yarattığı huzursuzlukların biran önce giderilmesine dair kendi demeci |
| ||||||||
| 11 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : İş kanunu tasarısı münasebetiyle |
| ||||||||
| 12 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : 6245 sayılı Harcırah Kanununun tatbikatı konusunda gündem dışı demeci |
| ||||||||
| 13 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : 17.7.1967 tarihli 506 sayılı Kanunun 123. maddesinin 2 ve 3. fıkrasının kaldırılması ve bir fıkra eklenmesi ile İzmir Milletvekili Burhanettin Asutay ve 4 arkadaşının, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 123. maddesinin değiştirilmesine dair kanun teklifi münasebetiyle |
| ||||||||
| 14 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : Kamu kesiminde çalışanların geçici görev yollukları ile arazi tazminatlarının ödenmemesine dair gündem dışı demeci |
| ||||||||
| 15 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 1972 Bütçesi münasebetiyle |
| ||||||||
| 16 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : Çalışma Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri hakkındaki 4841 sayılı Kanunun 864 sayılı Kanunda değişik 6. maddesinin (D) fıkrasının ve bu kanuna eklenen ek 5, 6 ve 8. maddelerinin değiştirilmesi ve bu kanuna bir madde ile bir gemici madde eklenmesi hakkında kanun tasarısı ve Dışişleri, Çalışma ve Plân komisyonlarından seçilen 4'er üyeden kurulu (68) numaralı Geçici Komisyon raporu münasebetiyle |
| ||||||||
| 17 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve bu Kanunda değişiklikler yapan, maddeler ekleyen 31.7.1970 tarihli ve 1327 sayılı Kanunun bâzı maddelerinin yeniden düzenlenmesi ile ilgili Yetki kanunu tasarısı münasebetiyle |
| ||||||||
| 18 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : Toplu sözleşme müzakerelerinden bir netice alınamaması ve Yüksek Hakem Kurulunun toplanamayışı konularında gündem dışı demeci |
| ||||||||
| 19 | Yazılı Soru Önergeleri Ve Bunlara Verilen Cevaplar / Milli Eğitim Bakanından | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : Kayseri Milletvekili Enver Turgut'un, bir öğrencinin Erzurum Sağırlar Okulu ve Yetiştirme Yurdundan Eskişehir Sağırlar Okulun naklinin nedenlerine dair (7/1001) |
| ||||||||
| 20 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : Kayseri Milletvekili Enver Turgut ve 13 arkadaşı ile Ankara Milletvekili Osman Soğukpınar ve 30 arkadaşının, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa bâzı maddeler eklenmesine dair kanun teklifleri ve Amasya Milletvekili Salih Aygün ile İzmir Milletvekili Burhanettin Asutay'ın, 506 sayılı Kanunun 73. maddesinin (D) bendinin değiştirilmesine ve bu kanuna 3 geçici madde eklenme sine dair kanun teklifleri münasebetiyle |
| ||||||||
| 21 | Yazılı Soru Önergeleri Ve Bunlara Verilen Cevaplar / Başbakandan | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : Kayseri Milletvekili Enver Turgut'un, işçi harcırahlarının düşürülüş nedenlerine dair soru önergesi ve Başbakan adına Maliye Bakanı Ziya Müezzinoğlu'nun yazılı cevabı (7/664) |
| ||||||||
| 22 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : İzmir Milletvekili Burhanettin Asutay ve 12 arkadaşının, 4837 sayılı İş ve İşçi Bulma Kurumu Kuruluş ve Görevleri hakkındaki Kanunun 13. maddesine bir fıkra eklenmesine ilişkin 7332 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılmasına dair kanun teklifi münasebetiyle |
| ||||||||
| 23 | Söz Alanlar | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : Çalışma Bakanlığı 1973 yılı Bütçesi münasebetiyle |
| ||||||||
| 24 | Yazılı Soru Önergeleri Ve Bunlara Verilen Cevaplar / Başbakandan | ENVER TURGUT (KAYSERİ) : Başbakandan-Kayseri Milletvekili Enver Turgut'un, işçi harcırahlarının düşürülüş nedenlerine dair Başbakandan yazılı sorusu (7/664) |
| ||||||||
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







